Hürriyet

1 Şubat 2017 Çarşamba

Burcu Göker ve Kemanı adlı kitabımı hazırlıyorum.

Uzun zamandır yazamadım bu bloğuma.Biraz sonra anlatacaklarımı okuyunca neden yazamadığımı anlayacak ve bana hak vereceksiniz.
Bu blog yazılarıma başladığım zaman amacımı yazmıştım. 27 Yıl önce başladığımız ve hep elyordamı ile yolumuzu bulmaya çalıştığımız, kah üzüntüden endişeden ağladığımız,kimi zaman da mutlulukla çoştuğumuz bu zorlu yolda yaşadıklarımı paylaşmak istedim.İstedim ki benden sonra bu yolculuğa çıkanlara bir ışık olsun. Onlar benim kadar karanlıkta, belirsize koşmasın.
Nihayet 2016 yılının son dönemlerinde bu deneyimlerimi bir kitap haline sokacak imkanı bulabildim.
İşte son dönemlerdeki yoğunluğumun sebebi bu proje.
Bu biyografi kitabımdan önce bir öykü kitabımda yolda.
İki kitabın hazırlığı derken blog yazılarımı aksattım.
Sanmayın ki Burcu Göker savaşına ara verdi veya boş verdi. O gene mücadelesine devam ediyor. Mekanlar , kişiler değişiyor ama mücadele devam ediyor.Umarım bir gün onları da yazarım.
Hem Burcu şimdi iki kişi olarak devam ediyor koşusuna. Minik Chirstopher ve annesi Burcu.
Şimdi kitabıma döneyim müsaade ederseniz. Zira havalar açmaya, bahar gelmeye başlıyor. Çiçekler açıp, kuşlar ötmeye başlayınca beni masa başında tutana aşk olsun. İyi si mi ben havalar soğukken kitabı bitireyim.

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Christopher 3 aylık oldu.

 Bugün 31 Agustos 2016. Bebeğimiz geçen günlerde 3 ayını tamamladı. Hatta bir pasta bile kestik. Babası çok güzel bir pasta almış,üstüne Christopher 3 aylık diye de yazdırmış.Ben Burcuya 6 aylık töreni yapmıştım ama 3 aylık kutlama yapan da gene biz oluyoruz.
 Christopher 3 ayını tamamladı. Düzenli bir yaşam kurduk bebeğe. 3 Saatte bir kalkıyor, mamasını yiyor.altı değişiyor. bizim orman dediğimiz  oyun parkında müzik eşliğinde oynuyor, jimnastığını yapıyor ve daha sonra şezlonguna oturuyor.Gene müzik eşliğinde uykuya dalıyor ve uyuyor.
Gündüzleri böyle bebeğimiz. Bu arada gelen bakıcıyı  da bu sisteme alıştırdık. Şu anda herşey yolunda gözüküyor.
 Burcu bu arada iki okula ders vermeye gidiyor,konserleri oluyor. Her hafta bir hastaneye gidip hastalara konser veriyor. Bu aktivite Pensacola Senfoni Orkestrasının bir organizasyonu. Bu sabah Burcu bir çok hastaneden daha teklif aldıklarını söyledi.Demek ki hastanelerde hastalara ve yakınlarına müzik iyi gelmiş.Anlaşılan haftada bir kereden daha fazla olacak bu konserler
 Henüz Orkestra Konserleri başlamadı.Eylül sonunda başlayacakmış. Bu her hafta gerçekleen Orkestra konserleri için Burcu cuma günlerini boş bırakmış şimdilik.Biz de cuma günlerini Beachde pikinik yaparak değerlendiriyoruz. Okyanus kıyısnda şezlonguma oturup sandöviçimi yemek, biramı yudumlamak çok zevkli oluyor Burcu denize girerken.
 Günlerimiz bizim bıcır, ev işleri arada kaçamak gezmeler devam ediyor.
 Biz buradan 19 eylülde hareket edeceğiz. saat farkı sebebiyle Türkiyeye varışımız 20 eylül olacak.
 Türkiyeye gitmekten korkuyorum. Başlayacak gene sorunlar . Direkt İzmire gideceğiz. Bir iki gün sonra da Bodruma hareket ederiz. Bodrumda bile yaşasak sorunlar var.
 Takriben 3 aydan fazladır  burada yaşıyorum,Ne yan komşudan rahatsız oldum ne herhangi bir gürültüden. Yan komşumuzu  görmedim bile. Bir köpekleri var sanırım.arada tuvalete çıkarıyorlar bahçelerine, bir hav sesi o da çok uzaktan.
 Sokaklarda sahipsiz bir kedi ve köpek görmedim. Bodrum öyle mi ya. Köpekler ordu olarak geziyor. Fon sesi hep bir köpek havlaması. Yalnız sokağa çıkamıyorsun. Evlerimizin yakınında köpekler, biraz uzakta Suriyeli mülteciler. Eve kapandığında çok mu rahatsın sanki. Kapına gelip köpeğini kaka yaptıran karşı komşu vsvs.Daha şimdiden sinir basti beni.
 Markete gittiğinde seni iten insanlar, kafede gelip dibine oturan konuşmalarını dinleyen sonra da lafa karışanlar.........
 Burada yaşamak çok rahat. Başkalarının aksine ben burada yaşamımın bundan sonraki zamanını seve seve geçiririm. Nedense bazı kişiler alışamam falan diyor başka ülkeye. Ne varmış akşamları internetten canlı dizi comu televizyona bağlayıp dizileri seyrediyoruz. Hem reklam arası falan olmadan.Tarladan ürünler satan büyük bir market bulduk. Hem ucuz, hem çok taze.Bütün sebzeleri alıp pişiriyoruz. Bugün oradan aldığım şeftaliler ile reçel yaptım, bir de karnıyarık.
 Anlayacağınız insan dünyanın neresinde olursa olsun düzenini kuruyor. Yeterki sağlık olsun.
 Burada Türk arkadaşlarımız da var. Onlarla toplanıp yemekler yapıyoruz, sohbet ediyoruz. Ülkemde bu kadar arkadaş toplantısı yapamam. Zira büyük şehirde trafikten kimse yerinden kıpırdıyamıyor.
 Ben burada rahatım, gideceğim için de üzüntülüyüm.Evladımdan , torunumdan ayrılmak çok zor.
Umarım en kısa zamanda tekrar bir arada okuruz.


9 Ağustos 2016 Salı

Bir mucize mi oldu nedir?

8 Ağustos günü Pensacola'dan ayrılacağımızı yazmıştım önceki yazımda. Aslında daha fazla kalacaktık ama ev sorunumuz yüzünden erkene çekmek zorunda kaldık dönüşümüzü.Dönüş zamanı yaklaştıkça içimi büyük bir hüzün kaplamaya  başladı.Doğdıuğu andan itibaren her anını yakından takip ettiğim sevgili Christopher'dan uzaklaşmak fikri çok acı geliyordu. Bu acının üstüne Burcu'dan uzak kalmak  hele bize bu kadar ihtiyacı varken çok zor olacaktı. Burada huzurlu, sakin bir yaşam sürüyorduk. Her günümüz çok zevkli geçiyordu. Burcu biz sıkılmayalım diye işinden artan zamanlarda çevre gezileri ile yaşamımızı renklendiriyordu. Pensacola'da gitmediğimiz balık restoranı, kahvaltıcı kalmamıştı bu 2.5 aylık dönemde. Artık dönüşte buradaki restoran ve kahvaltıcıların sıralamasını yapmayı düşünüyordum blogumda.
 Son gün Burcu ile bir kaçamak yaptık. Pensacola Beach'de çok sevdiğimiz Jakops'da şaraplarımızı içip , harika mezeleri yerken içim bir daha buraları görememe duygusu ile kapkaraydı.
 Eşim de çok sevdiği bebekten ayrılma fikri ile çok düşünceliydi. Gene problemlere, sorunlara dalacaktık dönüşte bu sakinliği bırakıp.
 Son gece rüyamda gitmediğimiz daha doğrusu gidemediğimiz gördüm. Sabah uyandığımda çok etkisi altında kaldığımı fark ettim bu rüyanın. Hiç bir ihtimal yoktu kalmamız için.Bavullar kapanmış ve herşey hazırdı. Sadece havaalanına gitmek kalmıştı.
 Burcu sabah doktor randevusune gitti. Dönüşte bizi alıp havaalanına götürecekti. Bu sırada Türkiye'deki büyük kızmdan bir mesaj aldım. Bizi Pensacoladan Atlanntaya ulaştıracak olan Delta airlineste bir sorun olduğunu ve uçakların çalışmadığını yazıyordu mesajında. Ben bu mesajı Burcu'ya ilettim ve bir kaç saat sonra çıkacağınız yoğun yolculuk için enerji toplamak amacı ile salondaki koltuğa uzandım. Canım hiç bu yolculuğa çıkmak istemiyordu. Bir mucize olsa da gitmesek diye düşünürken uykuya dalmışım.
  Uykumdan bir telefon sesi ile uyandım. Telefondaki Burcuydu.Bana gönderdiği mesajları  okuyup okumadığımı soruyordu. Uyuduğum için mesajlardan haberim olmamıştı. Burcu havaalanına gittiğini ve Deltanın bilgisayar sistemindeki bir arıza sebebiyle  uçaklarının çalışmadığını anlatıyordu heyecanlı bir sesle.
 O saniyeden sonra bir maraton başladı bizde. İzmirdeki büyük kızım, eşi, biz ve Havaalanındaki Burcu arasında. Yarım saat sonra Atlantadan Türkiyeye kalkacak akşam uçağının bileti ilerki tarihlere ertelenmiş ve biz kalıyorduk. Kapalı bavullar açıldı tekrar giysiler çıkartıldı içinden. Tekrar havaalanına gidildi ve büyük bir uğraş sonucu iptal edilen biletin parası iade alındı.
 Akşam damadımız geldiğinde bizi evde görünce çok sevindi ve o güzel gülümsemesi ile iyi ki kaldınız dedi.
 Hakikaten bir mucize gerçekleşmiş ve biz torunumuzdan ayrılmamıştık. Evet bir süre sonra gene ayrılık rüzgarları esecek buralarda ama şimdi o anları kafamızdan çıkardık.
 Mutlu mutlu küçük yavrumuzla vakit geçirmeye başladık tekrar. Sanırım o da anladı kalacağımızı sabah harika gülümsemesi le teşekkür eder gibiydi bana. İyi ki kaldınız  anneanne , dede der gibiydi.
 


28 Temmuz 2016 Perşembe

Buraları yaşamak için çok güzel yerler........

 Bugün 28 temmuz. bebeğimiz dün 2 ayını tamamladı. Epeydir yazamadım. Zira günlerimiz oldukça dolu geçiyor.3 Saatte bir mama ver, alt değiştir, uyut,kaldır, gaz çıkar derken bir de üstüne ev işleri eklenince kafamı toparlayıp yazamadım.
 Bu kadar yoğun günler içinde çok güzel şeyler de yaşadık. Öncelikle Burcu iyileşti, araba kullanmaya ve   öğretmenlik görevine başladı. Bu arada konserler de veriyor. İki gün önce doğum yaptığı Çocuk hastanesinde bir konser verdi.Bu olay beni çok duygulandırdı.
 Pensacola Senfoni Orkestrasının bir aktivitesi de okullarda , hastanelerde çocuklara müziği, enstrümanları tanıtmak amacıyla tertiplenen sunum ve konserler. Burcu da bu aktivitelerin en baş elemanı. En az haftada bir kere bir okulda veya bir sağlık kuruluşunda konser veriyor ve kemanını tanıtıyor.
 Sanırım çocuklara klasik müziği sevdirmek için çok doğru bir metot.
 Bu arada 4 Temmuzda Amerikanın Kurtuluş günü için sahildeki büyük parkta verilen Senfoni Konserini dinlemeye gittik.Akşam gün batarken ıfıl ıfıl esen rüzgarın serinliğinde , yemyeşil çimenlerin üzerine yayılmış yüzlerce insanla birlikte bu güzel müziği dinleyip bir yandan da bira yudumlamak ve sosisli sandöviç yemek çok büyük keyif veriyor insana.
 Daha önceki yıllarda Burcu'da bu çok özel günde verilen konserde çalıyormuş ama bu sefer doğum yaptığı için katılamadı konsere. Ama ben kalbinin sahnede çalan arkadaşları ile olduğuna inanıyorum.
 Konserden sonra havai fişek gösterisini seyretmek de ayrı bir zevkti.
 Bu arada bebeğimiz iyice büyüdü.Artık bize gülümsüyor.Annesinin sütü yetmez oldu. Bugün doktora gittiler, hem aşı oldu hemde doktor takviye mama vermiş.
 Çok da akıllı bebek. Geçenlerde bir mama verdik .Anne sütünden sonra tadını beğenmedi sanırım, Suratını bir ekşitişi ve ağzından püskürtüşü var.Değme gurme böyle belirtemez beğenmediği yemeği.
 Biz 8 Agustosta dönüyoruz ülkemize. Aslında daha çok kalacaktık ama bazen herşey planlandığı gibi gerçekleşmiyor.bir ev ayarladı Burcu bize ama ev yaşayabileceğimiz konforda değildi. Dolayısı ile Burcu'nun evinde kalıyoruz  bu kadar zamandır. Onları daha fazla rahatsız etmemek için erken dönmeye karar verdik. Gerçi gençler yaşamlarından ve bizim varlığımızdan memnun görünüyorlar ama gene de yeni evlileri yalnız bırakmak gerek değil mi?
 Bu arada Burcu ile kafelere , restoranlara, alışveriş merkezlerine gidiyoruz . Tabii bebeğimiz de yanımızda. Burası restoran bakımından çok zengin.Amerikada ev dışında yemek yemek pahalı olmadığı için herkes çoğu kere dışarda yemek yiyor.Bir de kahvaltıcılar var. Bizdeki köy kahvaltısı falan gibi değil buralardaki kahvaltıcılar. Genelde iki veya üç yumurtadan yapılmış omlet ve pan keklerin yer aldığı çok geniş hacimli kahvaltılar. Zaten porsiyonlar o kadar fazla ki burada en sonunda eşim ve ben tek porsiyon alıp paylaşma yoluna gittik. Benim kadar iştahlı biri bitiremezse bu porsiyonları büyüklüğünü düşünün artık.
 Pazar günleri de ailece öğle yemeğine gidiyoruz. Balık restoranları en çok tercihimiz. Ne de olsa sahildeyiz değil mi?
 Bebeğimiz sokakta, arabada, restoranda çok uslu. Gezmeyi çok seviyor.
 Burada inanılmaz güzel evler var. Evler tam benim düşündüğüm gibi. Geniş arazi üzerinde tek katlı, büyük bahçeli. Her biri birer malikane görünümündeki bu evlerin fiatları da öyle ulaşılamayacak gibi değil. Anlayacağınız Bağdat Caddesindeki 80 metre kare bir apartıman dairesi fıatına burada harika bir malikane alınabilir.
 Burada yaşamak da çok rahat. İki aydır sitemizde yan komşumuzun sesini duymadım. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Her evde köpek, kedi var ama sokakta başı boş kedi ve köpek görmüyorsunuz. Hav sesi duymuyorsunuz. Aynen ülkem gibi değil mi?
 Herkes birbirine çok saygılı ve sevgi dolu. Elektrikli sandalye ile markette dolaşırken herkes açılıp gülümseyerek yol veriyor.Burada engelli olmak ayıp değil,acınası hiç değil.
 Geçen hafta iki gün Pensacola Beachde 5 yıldızlı çok lüks bir otele gittik kalmaya.Margarita ville adlı bu lüks otelde herkes o kadar mutlu ve sakindi ki. Denizden çıkıp islak bikinisi ile otelin lobisinde lüks koltuklara oturan kızlara kimse bir şey demiyordu. Ben bebeğimi dolaştırıken ağlayınca herkes yardımcı olmak için çırpındı, kimse sustur şu çocuğu, kafamız şişti falan demedi bana.
 Bu hafta sonu gene sahilde çok lüks bir otele gideceğiz kalmaya iki gece. Çok rahat oluyor ekmek elden su gölden yaşamak.Her kadının hayali değil mi zaten
 Anlayacağınız burası yaşamak için çok güzel bir yer. Gerçi ülkem kadar güzel ve serin değil havası , oldukça sıcak ama.......
Ne yapsam acaba, gelip buralara mı yerleşsem


26 Haziran 2016 Pazar

Burcu bebeğini sütü ile besliyor.

Hastaneden çıktıktan bir kaç gün sonra sistem kendiliğinden oturdu. Yeni loğusa anneyi uykusuz bırakmama ve yormama amaçlı kurduğumuz  düzen tıkır tıkır işlemeye başladı.
 Gece abla saat 12 den 4 ekadar bebeğin bakım görevini yükleniyordu. Anne sadece bebeğe süt vermek için uyandırılıyordu. Abla İzmir'de avukat olduğu için yazıhanesindeki işleri yürütmek amaçlı böyle bir düzen kurmuştu. Ülkeler arasında 8 saat fark olduğu ve Amerikada gece saat 12 olduğunda Türkiyede sabah 8 olduğu düşünülürse yazıhanedeki işlere bilgisayar vasıtasıyle destek olmak için en uygun saatlerdi seçtiği zaman dilimi.Ablanın  bir yanda açık bilgisayarı, notları, defterleri, diğer yanda bizim küçük adam.
Gece yarısı 4 e kadar işini tamamlayıp yatmaya hazırlanan abl,adan görevi o saate kadar uykusunu biraz almış olan dede devralıyordu.Sabah 6 gbi ben kalkıp dededen bakım görevini yükleniyordum. Sabah bir yanda bizim küçük Adam salıncağında uyurken ben de bir yanda yazılarımı yazıyordum.
Gündüzleri ev işlerini de bölüşmüştük.Kısacası ablanın eşi yani büyük damadım ve okulu tatil olan büyük torunum gelene kadar bu düzen böyle geçti gitti. Ondan sonra abla eşi ve çocukları ile biraz gezip tatil yapmaya başladı. Ne de olsa onun çocuklarının da tatile ihtiyacı vardı.
Bütün bu hercümerç içinde çok güzel olaylar da oluyordu. Burcu'nun okuldan öğrencileri ve aileleri bizi ziyarete geliyordu ara ara. Bir gün gene bir öğrencisi annesi ile geldi.6 yaşındaki bu küçük Hanım kemanını da yanında getirmişti. Dörtte bir kemanı görünce kızın elinde aklıma Burcu'nun ilk başladığı yıllar geldi.Zaman ne çabuk geçmişti. Bir zamanlar dörte bir keman çalan benim küçük kızım şimdi anne olmuş ve bebeğini emziriyordu.Küçük öğrenci kemanı ile bize küçük bir de dinleti yaptı. Ondan gören bizim küçük İdil  durur mu. Hemen kemanı eline alıp teyzesinden derslere başladı.
Bu arada Burcu devamlı bebeğini emziriyor,bunu da belirtmeden geçmeyeyim.
Anne sütünün en faydalı besin olduğuna inanan kızım bebeğini durmadan emziriyor ve bebek Christopher da süratle büyüyor bu beslenme karşısında.
 Günler bu minvalde geçedursun birden bugün bebeğimizin 1 aylık olduğunu fark ettik. Artık gözleri ile bizi takip ediyor ve çaktırmadan gülümsüyor bile. Tabii bize gülümsemiyor ama biz karşısına geçip' aa bak gülüyor' diye tezahürat yapıyoruz.
Bugün benim doğum günüm, Tam 70 yaşına basıyorum.Benim 70 yaşıma , minik bebeğin 1 ayına basışını kutlamak için öğlen bir balık restoranına gittik ailece.Nedense bebeğimiz gezmeyi, restoran ve kafeleri çok seviyor. Geçtiğimiz hafta 3 gün üst üste gezmeye gittik. Hiç sesi çıkmadı arabada hep uyudu.
Bugün de restoranda uyudu ve bize rahat rahat yemek yeme fırsatı verdi.Sanırım çok saygılı bir çocuk olacak.
Biraz evvel eve geldik ve ben gerek sıcaktan gerek yediğim harika karides ve ıstakozların etkisinden uyuya kaldım odamda. İki saatlik bir uykudan sonra uyandığımda küçük adamın anne ve babası tarafından banyo yaptırıldığını ve şu anda beslendiğini duydum eşimden. Annesi artık sağlığına kavuştu sayılır. Araba kullanıyor, bebeği ile daha fazla ilgileniyor.Kısacası normal yaşamına dönüyor yavaş yavaş. Hatta önümüzdeki hafta öğretmenlik görevine de başlayacak artık.
Onu böyle eski sağlığına kavuşmuş görünce çok mutlu oluyorum.
Gene söyleyeceğim. Bir insanı kendi hastalığından daha fazla üzen şey evladının sağlık sorunları.
Hepimize sağlıklı çocuklar ....

25 Haziran 2016 Cumartesi

Minik kızımın yavrusu mucize gibi bir şey

O gün hastaneden eve dönerken aramıza yeni katılan canı tanıyamadığımız için biraz kırgındık. Zira bebeğimiz zor bir doğumla dünyaya geldiği için yoğun bakımda kalacaktı ilk gece. Yoğun bakımda hep prematüre doğmuş ufak bebeklerln olduğu düşünülürse bizim 4 kiloya yakın doğan bebeğimize ablamızın yakıştırdığı sıfat çok iyi denk düşmüştü. Büyük kızım Ebru olaylara çok komik yaklaşan bir kişiliğe sahip.Bizim delikanlının prematüre bebekler arasında koğuş ağası olacağını söyleyince hepimiz bu gerilimli günümüzde kahkahalarımızı tutamamıştık.Hatta ablamız bizim Adamın yoğun bakımın asayişini bozacağını ve yakın zamanda oradan annesinin yanına odaya gönderileceğini söyledi.Gerçekten de ertesi gün bebeğimiz odasına geldi. Koyu renk uzun saçları, mavi gözleri ile buralarda doğan saçsız bebekler arasında epey karizmatik duruyordu.
Epidural anastezi ile zor bir sezeryan ameliyatı geçiren Burcu ilk saatlerde yapılan kuvvetli ağrı kesicilerin etkisi geçmeye başlayınca doğum sonrası neşeli halinden biraz uzaklaşmıştı.
Bu arada hastane odası hiçbir yeni bebek sahibi olan annenin olamayacağı kadar misafire tanık oluyordu.Burcu'nun Orkestradan, ders verdiği okuldan meslek arkadaşları, öğrencileri öğrencilerinin anneleri ...Oda dolup taşıyordu. Meğer ne çok tanıdığı  ,ne çok seveni varmış Burcu'nun. Ben kendi hesebıma gurur duydum kızımla.
Hastanede üçgün kaldı Burcu. Eşi de onun yanında kaldı. Bu arada eşinin annesi de uzun bir uçak yolculuğu ile Amerikanın başka bir eyaletinden geldi minik misafiri görmeye.Hastaneden çıkacağı son gün bizim minik adamı bir de sünnet ettiler. zavallı zaten dünyaya gelirken epey meşakkat çekmişti. Bir de bu sünnet acısı. Mutlaka sinirlerini bozmuştur.
Bu arada ben minik adamı gördüğümde ne hissettim biraz da ondan bahsedeyim. İnsanın canından çok sevdiği ,gözünde bir türlü büyümeyen yavrusu evlat sahibi olunca çok farklı duygular içinde kalıyor. Karşınızda sizin minik kızınızın içinde aylarca geliştirdiği, büyüttüğü bir ufak canlı. İnanılmaz bir olay.Mucize gibi bir şey.
Neyse üçgün sonra Burcu hastaneden taburcu oldu ve eve geldi. Şimdi başlıyordu zorlu savaş.Minicik bir bebek ve etrafında koşturan bir dizi insan.
Hemen bir işbölümü gelişti aramızda farkında olmadan. Ben mutfak , yemek işlerini yüklendim bir anne olarak. Yeni bebek sahibi olmuş ve süt veren bir annenin ihtiyacı olan süt sağlayıcı gıdaları hazırlamanın yanısıra,evde aralarında 5 yaşında bir çocuğun da olduğu topluluğu sağlıklı ve dinamik tutacak gıdaları hazırlamak zorunda idim. Abla bebeğin ilk bakım, temizleme, uyuma gibi işlerini üstlendi. Ameliyatlı olan anneyi ilerde bir takım komplikasyonlarla karşılaştırmamak için fazla işlere sokmak niyetinde değildik. Evin daimi elemanı Teresa temizlk işlerini üstlendi. Oldukça yoğun iş temposuna sahip avukat babaya sadece sevme görevini verdik ama onun içi durmuyor ve bize yardım etmeye çalışıyordu.Eşim ise destek elemanı olarak her konuda yanımızdaydı. Kah bulaşık, çamaşır makinesi doldurup boşaltıyor, kah bebeğe gaz çıkartıyordu. Anlayacağınız denge kısa sürede kuruldu farkında olmadan. Bu arada ablamızın çok deneyimli ve rasyonel zekası büyük rol oynadı bu dengenin kurulmasında.
Gelişmeleri daha sonraki yazımda paylaşayım. Zira bebeğimiz ağlamaya başladı.



24 Haziran 2016 Cuma

Cristopher Cardoso doğdu.

24 mayıs salı akşamı Pensacola'ya vardık geç saatlerde.Çarşamba gününü dışarı işleri ile geçirdik. Bir de çevreyi gezmekle. Pensacola Okyanus kıyısında 300 bin nüfuslu bir kent. Florida eyaletine bağlı olan bu yerleşim yeri özellikle varlıklı Avrupalı , Amerkalı ve Kanadalıların tercih ettiği bir sayfiye yeri. Sayfiye yeri diyorum ama iki tane Üniversitesi, Havaalanı, Hastaneleri, sağlık kuruluşları, alışveriş merkezleri ile çok sosyal ve güzel bir yer. Burcu'ların evinin olduğu yer de şehir merkezine, hastaneye,alışveriş merkezine yakın  ağaçlar altınca çok şık bir site. Evlerin konumu,sokakların genişliği ile komşular ile arasında fazla ilgi olmayan bir yerleşim. Anlayacağınız tam bana göre. Ülkemde gerek Avşa'da gerek Bodrum'da çevre ile fazla ilgili olduğumuzdan ki Bodrum gene çok iyi diğer yerlere göre,burası bana çok tercih edilir geldi.
Perşembe akşamı bebeğin doğumun gerçekleşeceğini söylemişler hastaneden. Burcu , ablası ve Burcu'nun eşi akşam yemekten sonra çantalarını alıp hastaneye giderken içimdeki heyecanı anlatamam. Bir yandan aileye katılacak yeni canın sevinci, bir yandan kızımın bu zorlu yolda çekeceği acılar beni oldukça sterese soktu. O geceyi büyük kızmın 5 yaşındaki yavrusu, eşim ve ben başbaşa geçirdik. Tabii sürekli Hastane ile internet üzerinden haberleşerek.
Sabah olduğunda bizim oğlandan daha bir haber yoktu. Doğumun suni sancı ile normal  doğum olarak gerçekleşeceği planlanıyordu.Ülkemdeki uygulamanın aksine burada ilk doğumda sonuna kadar normal diye diretiyor doktorlar. Oysaki doğumun gerçekleşeceği hastane özel ve lüks bir hastane. Ülkem mantığı ile düşünürsek özel hastane, hasta sezeryan tercih ediyor. Nasılsa parasını alacaklar, Hiç tereddüt etmeden sezeryana giderler. Öyle de yapıyorlar zaten ülkemde.
Burada son dakikaya kadar normal diye diretiyorlar. Aslında haklılar. Eğer normal doğum olabiliyorsa sezeryandan çok daha avntajlı. Bir kere sezeryan nereden bakarsanız bakın bir ameliyet ve geride uzun bir bakım süresi var. Eğer bakım iyi olmazsa doğum sonrası komplikasyonlar olabiliyor.
Ama olayın bir başka cephesi daha var. Eğer anne adayı dar leğen kemikli ise ve bebek de iri ise sezeryan bebeği ve anneyi riske sokmamak açısından tercih edilebilir.Ayrıca burada anne adayı fazla kilolu değilse hamilelikte fazla kilo almaya ses çıkartmıyor doktorlar Tabii bu durum da bebeği oldukça iri yapıyor. Tabii iri bebeğin doğumu da zor oluyor.
Ben bebeklerimi aynı doktorla dünyaya getirdim. Doktorum Ferruh Adalı Bey normal doğum taraftarı idi. Yalnız bebeği anne karnında fazla irileştirmeden büyütmek ve doğumun kolay olmasını sağlamak fikrine sahipti. Çok iyi hatırlıyorum . Aylık rutin kontrollerde o gün doktora gidene kadar hiçbir şey yemezdim. Kilom fazla çıkar da doktor beyden azar işitirim kaygısı ile. Kilo kontrolunu kazasız belasız geçip doktordan çıktıktan sonra ilk işimiz  büyük kızımla birlikte doktor muayenehanesinin altında var olan Çömçe kebapçısınına gidip bol bir kebap yemek olurdu. Lahmacunu,döneri, kebapları tatlısı ile oldukça zengin bir yemek olurdu. Bütün bu dikkat etme ile 12 kilo aldım bütün hamilelik sürecinde. Oysa burada genç anne adayları dikkat etmedikleri için 20,30 kilo
alıyorlar.
Burcu da oldukça ince yapılı olduğundan, hamilelik süresince de kontrolsüz kilo aldığından bebek iri olduğu için normal doğumun riskini aklıma bile getirmek istemiyordum.Nitekim korktuğum başıma geldi.
Normal doğum gerçekleşemeyince doktorlar sezeryana gitmek zorunda kaldılar. bunu baştan yapsalardı da anne adayı ve bebek boşuna acı çekmeseydı ve riske girmeseydi.Neyseki bebeğimiz kazasız doğdu.
Doğum haberini cuma günü akşam üzeri aldık. Burcu'nu  arkadaşı Hazan bizi arabası ile evden alıp hastaneye götürdü. Hepimiz o kadar heyecanlı idik ki yol boyunca kimsenin konuşacak takadı yoktu. Hastanede nasıl Burcu'nun yanına gittim hiç hatırlamıyorum. Sanırım kalça ameliyatımdan sonra ilk koşarak gidişimdi bu gidiş. Burcu'yu neşesi yerinde gördüğümüzde içim biraz rahatladı. Bebeği daha görememiştik.

23 Haziran 2016 Perşembe

Bebeğimiz gelecek bir gün sonra.

Uzun zamandır yazamadım gene. Son blog yazımda Burcu Göker'ın artık bir anne adayı olduğunu yazmıştım. O günden bugüne neler değişti. Kısaca anlatayım.
24 Mayıs 2016 günü ben, eşim, Burcu'nun ablası ve küçük kızı İzmir'den İstanbul uçağına bindiğimizde bizi çok uzun bir yolculuğun beklediğini biliyorduk. 5.5 ay önce geçirdiğim kalça protez ameliyatının henüz geçmeyen etkileri ile yürüme zorluğu çektiğimden ben tekerlekli sandalye tercihi kullanmıştım hava yolları şirketlerinde.Önce İzmir,İstanbul daha sonra İstanbul Atlanta ve en sonunda da Atlanta ,Pensacola uçuşu yapacaktık. Toplam13 saat tutacak bu yolculuk aradaki molalar hesaba katılırsa neredeyse 20 saati bulacak bir süreyi kapsıyordu.Bir hafta öncesinden Bodrum'dan İzmir'e gelmiş ve biraz dinlenmiştik büyük kızımın evinde.Hepimiz bu uzun yolculuğa çıkarken enerji dolu ve mutluyduk. Bütün zorluklarına rağmen bu yol bizi denizler ötesinde çok sevdiğimiz ve uzun süredir görmediğimiz canımıza kavuşturacaktı.İzmir İstanbul seyahatimiz güzel geçti. THY nin İstanbul Atlanta uçuşuna binmek üzere beklerken yolcuların büyük çoğunluğunun Hindistan ,Pakistan ve Bangaldeş vatandaşı olduğu dikkatimi çekti.16 Mayısta başlayan THY İstanbul-Atlanta direkt uçuşu dünyanın bir çok ülkesini Amerika ile buluşturması açısından önemliydi.Uçağımıza yerleştiğimizde hosteslere yakın zamanda zor bir ameliyat geçirdiğimi ve uçuş süresi olan 11 saati koltukta oturur vaziyette geçirirsem sağlık sorunum olacağını  ve eğer yer  müsaitse daha geniş bir yere geçmek istediğimi belirttim.Hostesler de uçağın çok tenha olduğunu ve tüm yolcular yerleştiktan sonra istediğimiz yere geçebileceğimizi belirttiler.Hakikaten o koca uçakta Atlantaya uçacak 123 kişi vardı. Her birimiz 3 lü birer koltuğa yerleştik bir süre sonra. Çok rahat ve zevkli bir yolculuktan sonra Amerika kıtasına ayak bastık.Bu kadar rahat gelmemize rağmen yorgun ve uykusuzduk. Oysaki uçakta uyumuştuk ara ara.Esas zorluk Atlantadan sonra başlıyordu. Zira pilimiz bitmeye başlamıştı.Akşam Pensacola saati ile 11.30 da havaalanına indiğimizde epey yorgun ve bitkindik. Zira aramızdaki 8 saat fark dikkate alınırsa bizim saatimizle sabah olmuştu.Uçaktan inip alana çıktığımızda Burcu'yu karnı burnunda görünce içim bir tuhaf oldu. Benim küçük kızım karnında bebeği ile harika gözüküyordu. Eşi ile ilk defa tanışıyorduk ama bu çok güzel gülen genç adam bize ilk görüşte sevdirdi kendini.Evleri de aynı kendiler gibi çok şirin ve güzeldi. Ertesi sabah kahvaltı masasının etrafında toplandığımızda ne kadar mutlu olduğumu düşündüm bir an .İki canım kızım, en can kız torunum yanımdaydı. Bir kaç güne kadar bir diğer can katılacaktı aramıza. Eski günlerdeki gibi çayımızı içiyorduk beraberce.O gün kahvaltıdan sonra banka ve alışveriş işlerimizi hallettik. Bunları yaparken çevreyi gezmeyi ihmal etmedik. Tabii arabamızı bir gün sonra doğuracak olan Burcu kullanıyordu. Burcu'nun cesareti, özgüveni, harikaydı gene.
Bir sonra ki gün Burcu hastaneye gidecekti ve doğum gerçekleşecekti. O anlarımızı da bir sonraki yazımda anlatayım.
 

8 Nisan 2016 Cuma

BEN BİR KEMANCI ANNESİYİM.: Burcu Göker artık bir anne adayı.....

BEN BİR KEMANCI ANNESİYİM.: Burcu Göker artık bir anne adayı.....: Çok uzun zamandır yazmadım bloğuma. Zira Burcu Göker'ın doktora alması ile yaşamında bir bölümün bittiğini ve bir başka bölümün başladığ...

Burcu Göker artık bir anne adayı.....

Çok uzun zamandır yazmadım bloğuma. Zira Burcu Göker'ın doktora alması ile yaşamında bir bölümün bittiğini ve bir başka bölümün başladığını düşündüm ve biraz  ara verdim.
Hakikaten Burcu doktorasını aldıktan sonra yaşamında bir bölümü kapattı. Artık eğitim yapan bir kemancı değildi. Dünya ölçülerine göre bir keman sanatçısının yapabileceği en yüksek eğitimi yapmıştı. Hoş eğitimi yaşam boyu sürecekti ama kural olarak bitmişti. O artık eğitici sıfatıyla uzun yıllardır öğrendiklerini öğretecekti. Bu arada ertelediği başka şeyleri de gerçekleştirmesi gerekiyordu.
 Bir önceki  yazımda Burcu'nun eşi ve eşlikçisi Eric'ten ayrıldığını, yaşadığı şehri değiştirdiğini ve yaşamına bir başka şehirde Pensacola'da sil baştan başladığını yazmıştım.
Bu olayın üstünden neredeyse 3 yıl geçti. Bu 3 yılda Burcu neler yaptı.Öncelikle kemanını çalmaya devam etti. Konserler, oda müziği, orkestra konserleri son hızla sürdü. Öğretmenliği de süregeldi bu dönemde. Aynı anda iki ayrı okulda onlarca çocuk yetiştirdi keman çalan. Konserler verdirdi öğrencilerine.
Bu arada özel yaşamında inişli çıkışlı bir çok olay yaşadı. Burcu artık bir aile olmak, çocuk sahibi olmak istiyordu. Yıllar önce Florida State Üniversitesindeki hocası Beth öldüğünde bana Beth gibi yalnız kalmak istemiyorum, çocuğum olsun istiyorum demişti.
Biz kadınlar hangi mesleği yaparsak yapalım belli bir yaşa gelince annelik hormonlarımız faaliyete geçiyor ve anne olmak istiyoruz şiddetle. İşte Burcu da anne olmak istiyordu.
Bu 3 yıl içinde yaşadığı fırtınalar arasında ülke değiştirme fikri bile oldu. Bir ara Şankhay'da Üniversiteden aldığı davetle bir konser ve konferans vermeye gitti. Bu konser sırasında Üniversite inanılmaz güzel bir iş teklifinde bulundu Burcu'ya. Hatta seni Asyanın Keman Kraliçesi yapacağız diye de bir söz söylediler. 10 Gün kaldı Şankhay'da ve uzun uzun düşündü. Bu süre sonunda Çin'de yaşayamayacağına karar verdi ve teklifi red edip döndü.
3 Yıl boyunca çok ses getiren konserleri de oldu.Ama 2013 yılından bu yana ülkesine gelip konser vermedi. ülkesine gelip konser vermedi ama Türk Amerikan Derneğinin düzenlediği konserlerde çaldı Türk kemancı olarak Koreli meslektaşları ile.
 2015 yılı yazında tanıştığı Amerikalı ceza avukatı bir bey ile bir evlilik yaptı.Ben çocuğumu 2014 yılı eylülünden bu yana görmedim. Ama hergün skypten konuşuyoruz.Hatta Avukat eş adayı isteme olayını skyp üzerinden gerçekleştirdi. Bir yaz günü öğleden sonra eşim ve ben güzelce giyinip Avşadaki evimizin arka bahçesindeki salıncağa oturduk ve internete bağlandık.Karşımızda Burcu ve müstakbel eşi vardı. Çok ciddi giyinmiş kravatını takmış masa başına geçmiş bu genç adamı görünce içimiz kaynadı birden eşimle. Sanırım o da bizi çok sevmişti. Önce İngilizce  kızınızı seviyorum ve onu mutlu etmek istiyorum diye uzun uzun anlattı. Sonrasında cebinden çıkardığı bir kağıdı okumaya başladı. Türkçe olarak Allahın emri ile kızınız Burcu'yu eş olarak istiyorum deyişi öylesine şirindi ki.
Hemen evlendiler, evlerini yerleştirdiler ve günlerden bir gün Burcu bana skypte bir bebek beklediği müjdesini verdi.
O andan itibaren arada okyanuslar olmasına rağmen bir anne ile anne adayı kızı arasında devamlı ve güzel bir diyalog başladı skyp ve Messenger ile.
Şu anda Burcu 32 haftalık hamile.Dün sonografiye girdi. diken gibi saçları ile Cristopher'i görmüşler. Bu arada söylemeyi unuttum beklenen bebek erkek. Oldukça da kilo almış. Burcu trioid sorunlu olduğu için dikkatle izleniyor doktorları tarafından. Şimdilerde her hafta doktora gidiyor, tahliller yapılıyor. Herşey yolunda gözüküyor şu anda.
Bu arada Burcu çalışmaya son hızla devam ediyor. Aynı anda ders veriyor,Orkestra konserlerine katılıyor, Kilisede konserler veriyor. Geçenlerde paskalya idi ve pazar gün üç seans kilisede çaldığını söyledi. Yarın Nicewille'de orkestra konserine katılacak. Meslektaşları çok yardım ediyorlar ona. Artık araba kullanması uzak yollarda biraz zorladığı için şehir dışı konserlere onu götürüyorlar. Şehir içinde kendi gidiyor. Yarın baby shower düzenlemiş arkadaşları.Ben hem baby shower hem Nicewillede konser, bir de öğretmenlik zor olmayacak mı dedim.Eşi de çok anlayışlı. geç geldiği geceler yemek hazırlıyor, ev işlerine yardım ediyor ve onu konserden gidip alıyor. Ancak böyle bu ağır çalışma temposunun altından kalkabilir.Ne gerek var son günlerde böyle çalışmaya diye düşünen kişiler olabilir. Burcu anne de olsa kemanı onun ayrılmaz parçası ve çalmak onun nefes almak kadar büyük bir ihtiyacı. Çalmadan yaşayamaz o.

Mayıs ayının 24 unde ben, eşim, ablası ve yeğenleri onun yanına gideceğiz. Ben Burcu'nun annelğinde yanında olmak istedim uzun süre. O anneliği, ben anneanneliği yaşarken yazacağım gün be gün.Umarım Burcu bir sürpriz yapıp biz gitmeden doğurmaz bebeğini.Ama Burcu bu belli mi olur.